Kadınlarımız!..

11.04.2016 tarihinde yayınlandı, 805 kez okundu

Kadının ev hanımı veya iş kadını olması bir şey ifade etmez eşi için, o her iki durumda da aşağılanacak, sonuçta o bir kadın.

Çalışan kadın düşünün, işinden yorgun ve yıpranmış bir halde evine gelmiş, sinirleri bozulmuştur, ama onu umursayan kimseyi bulamaz o kalabalık evde, ondan her şeyi isterler, faturaların ödenmesini, evin masrafını, çocukların ihtiyaçlarını ama ona asla sorulmaz sen ne yaptın günün nasıl geçti diye. Çünkü koca çok meşguldür elinde kumanda bütün ilgisi ve dikkati televizyondadır. Kabullenir her şeyi bütün bu olumsuzluklara sessiz kalır, içine atar da bir şey demez.

İş yerinde yorulduğu yetmez gibi birde evinin işlerini yapmaya çalışır onca yorgunluğun üstüne.Aslında o ruhen yorgundur bedeni bitmiştir de bundan haberi bile olmaz. İçinde fırtınalar kopar haykırmak ister ama bunu da yapamaz. İstediği tek şey anlayışlı bir eş bir güzel söz bir güler yüzdür aslında.

İlgisiz bir erkekle bir arada yaşamak ona katlanmak maddi olarak ona yardımcı olmak daha zor gelir ona ama ne yapabilir ki, zaten mahalle baskısı vardır atacağı yanlış bir adımla herkesin gözünde küçüleceğini bilir. Ekonomik özgürlüğünü alan kadınların biraz daha cesaretli olmaları gerekir.

Ya ev hanımları onlar farklı mı sanki? Sabahtan akşama kadar evi ve çocukları ile ilgilenmesine ve yorulmasına rağmen, "evde miskin miskin oturmaktan, dedikodu yapmaktan başka ne yaptın ki akşama kadar" cümlesini eşinden duyduğu zaman yaşadığı travma en büyük şiddet değil midir onlar için?

Ev hanımlarının derdi daha büyük, çünkü koca eline bakıyor. Erkek kazanıyor ya evde onun borusu ötecek, eve getirdiği 2 ekmeğin acısını misliyle çıkaracak, kadını stres topu olarak kullanacak. Kadını adeta kendisinin bir esiri gibi görecek emirler yağdıracak fırsatını bulduğunda da şiddet uygulayacak. Sorarım size bu kadın o ruh haliyle çocuklarını ne kadar sağlıklı yetiştirebilir?

Yukarıda saydığım nedenler kadını başka arayışlara iter. Ona değer verecek ilgi gösterecek bir dost bir sırdaş arar, bulur belki zamanla alışır gönlü düşer sever sessizce içi yanar da belli etmez. Kime diyebilir nasıl anlatabilir? Hele bir de evli ise hepten yalnız kalır. Nasıl biri olduğunu kim olduğunu bilmeden güvenir sevdiği adama.

Denize düşen yılana sarılır misali. Belki kötü biri eski hayatını aratacaktır ona ama gözü bir şey görmez. Evinde yaşadığı buhranlar onu bilinmeyen bir yere sürükler. Yürekten sever kadın, bütün ümidi sevdiği adamdır artık. İyi biride olsa kötü biride olsa kadın için her iki durumda zordur.,

Diyelim ki iyi bir kendine değer veren birini sevdi ama ne yapabilir? Çocukları vardır anlatamaz ki onlara bu durumu öylece kalır. İşi daha da zorlaşmıştır iki arada bir derede kalmıştır.

Boşanmayı düşünür yeni bir hayat kurmak ister kendisini seven erkekle, ama cesaret edemez. Çaresizlik içinde bir çıkış yolu arar ama ne yazık ki bulamaz gene acılar sıkıntılar ona kalır. Halbuki kocası tarafından biraz ilgi görmüş olsaydı bütün bunlara gerek kalmayacak, ve maceraya atılmayacaktı. Erkekler bunları düşünüp ben ne yapmadım da bu kadın bu yollara başvurdu diye şapkasını önüne koyup düşünmelidir.

Erkek üzerine düşeni yaptığı taktirde asil bir kadın ona karşı mutlaka sadakatli olacaktır. Aksi durumda kadını sorgulama hakkını kendinde bulmamalıdır.

Günümüzde her alanda çok hızlı değişimler yaşanırken kadınların çilesini ortadan kaldıracak bir değişim olmamıştır. Kadınlar için değişim ancak onlara olan ön yargıların bitmesi ile başlayabilir. Galiba en zor olanı da bu ön yargıları parçalamaktır.

Böyle vahim bir durum karşısında en korkunç olanı da toplumun sessiz kalmasıdır. Aslında bu sessizlik toplumumuzun değerlerinin ne kadar çürümüş olduğununda bir göstergesidir. Artık kadınlar ezilmesin, kızlarımızı güzel ahlak ile yetiştirmenin yanında ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına fırsat vermeliyiz.

Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeden evlenmelerine izin vermeyelim. Bu gidişata dur demek için önce erkekler olarak kendimizi sonra çevremizi daha sonra da toplumun değişmesini sağlamalıyız.

Metin Şekerci

Düşünce eleştiri, öneri ve yorumlarınızı e-posta: metin@engellidostu.net


Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum yapan siz olun...
Yorumlarınız, site yönetimi tarafından denetlenip onaylanmaktadır; lakin uygunsuz, hakaret içeren, kişi ve kişileri aşağılayıcı türden olmaları halinde derhal silinecektir. Yorumlarınız başkaları tarafından oylanabilir.

Üye girişi yaparak takma adınızla yorum ekleyebilir, eklediğiniz tüm yorumlara üye panelinizden ulaşabilirsiniz. Ayrıca üye girişi yaparak haber, makale, video, foto galeri içeriklerini favorilerinize ekleyebilir ve tüm favorilerinize üye panelinizden erişebilirsiniz. Not: Üyeler en çok 500 karakter yorum yazabilirken, misafirler en çok 200 karakter yorum yazabilirler!



Yorumcu


E-Posta Adresiniz (Yayınlanmayacak)


Yorumunuz


Güvenlik Kodu
(Büyük-Küçük Harf Duyarlıdır!)
  




Mobil Sitemiz
Ana Sayfa
Hakkımızda
İletişim
Üye Ol
Site Kullanım Koşulları
Haber Manşetleri
Haber Arşivi
Haber Kategorileri
Video Arşivi
Foto Galeri Arşivi
Yazarlar
Yazar Makaleleri
Genel Makaleler
Anketler
Haber RSS
Makale RSS
Video RSS
Foto Galeri RSS
Sitenize Haber Ekleyin
Sitemizde yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı SİTEMİZ sorumlu tutulamaz. Gazetesi.tv.tr Copyright ©2015 Bu site en iyi Chrome, Opera, FF ve IE 10+ web tarayıcılar ile gezilir. Powered by ASPXPLUS